<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Aslı Sara Bilgili</title>
	<atom:link href="http://www.aslisarabilgili.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.aslisarabilgili.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 19 Jun 2012 07:19:45 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.2</generator>
		<item>
		<title>DOMATES GÜNLÜĞÜ</title>
		<link>https://www.aslisarabilgili.com/domates-gunlugu/</link>
		<comments>https://www.aslisarabilgili.com/domates-gunlugu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 31 May 2012 09:22:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cv_admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitaplarım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aslisarabilgili.com/?p=57</guid>
		<description><![CDATA[Aslı Sara Bilgili çocukların gülmesini istediği bu kitabı yazdı. Belki erişkinlerde çocuklarla birlikte okur, onlarda yaşamın ciddi yüzü yerine gülümseyen yüzünü tercih ederler. Kitap ile ilgili 14.12.2011 tarihinde Yeni Şafak Gazetesinde &#8220;Özürdilerim Bir Kitap Yazdım&#8221; başlığı ile çıkan yazı; Ocnus Yayınları küçük bir yazarın kitabını yaşıtlarının beğenisine sunuyor. Kitabın yazarı Aslı Sara Bilgili. Henüz 11]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aslı Sara Bilgili çocukların gülmesini istediği bu kitabı yazdı. Belki erişkinlerde çocuklarla birlikte okur, onlarda yaşamın ciddi yüzü yerine gülümseyen yüzünü tercih ederler.</p>
<hr />
<p>Kitap ile ilgili 14.12.2011 tarihinde Yeni Şafak Gazetesinde &#8220;Özürdilerim Bir Kitap Yazdım&#8221; başlığı ile çıkan yazı;</br><br />
Ocnus Yayınları küçük bir yazarın kitabını yaşıtlarının beğenisine sunuyor. Kitabın yazarı Aslı Sara Bilgili. Henüz 11 yaşında Aslı ama imzasının olduğu bir kitabı var: Domates Günlüğü. Çocukları gülümsetmeyi arzuladığı minik hikâyeleriyle kurguladığı dünyadan arkadaşlarına sesleniyor: Özür dilerim kitap yazdım. Aslı Sara Bilgili sadece küçüklere seslenmiyor. Belki yetişkinler de çocuklarıyla birlikte okur, onlar da yaşamın ciddi yüzü yerine gülümseyen yüzünü tercih ederler, diye umuyor. İllüstrasyonlarını Yavuz Kırma&#8217;nın, yaptığı kitap okura alternatif bir okuma sunuyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>https://www.aslisarabilgili.com/domates-gunlugu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>SONBAHAR HİÇ BU KADAR GÜZEL OLMAMIŞTI</title>
		<link>https://www.aslisarabilgili.com/sonbahar-hic-bu-kadar-guzel-olmamisti/</link>
		<comments>https://www.aslisarabilgili.com/sonbahar-hic-bu-kadar-guzel-olmamisti/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 31 May 2012 09:05:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cv_admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılarım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aslisarabilgili.com/?p=50</guid>
		<description><![CDATA[Bundan yaklaşık iki yıl öncesine kadar İstanbul’da Teşvikiye’de oturuyordu. Teşvikiye’de oturduğu yerde çok fazla ağaç yoktu. Daha sonra Feneryolu’na taşındı. Oturduğu yer eskiden bir koruymuş. Şimdi çok fazla apartman yapılmış olmasına rağmen burada Teşvikiye’ye göre çok fazla ağaç vardı. Sonbahar gelince ağaçların yaprakları önce kızarıyor, sonra sararıyor ve yerlere dökülmeye başlıyordu. Bazen bu kadar sararmış]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bundan yaklaşık iki yıl öncesine kadar İstanbul’da Teşvikiye’de oturuyordu. Teşvikiye’de oturduğu yerde çok fazla ağaç yoktu. Daha sonra Feneryolu’na taşındı. Oturduğu yer eskiden bir koruymuş. Şimdi çok fazla apartman yapılmış olmasına rağmen burada Teşvikiye’ye göre çok fazla ağaç vardı. Sonbahar gelince ağaçların yaprakları önce kızarıyor, sonra sararıyor ve yerlere dökülmeye başlıyordu. Bazen bu kadar sararmış yaprağı eskiden sadece fotoğraflarda gördüğünü düşünürdü. Oysa şimdi onların üstlerine basıyor,  rüzgârın onları havalandırmasını seyrediyor, bazen de onlarla yarışıyordu.</p>
<p>Bir sonbahar sabahı, annesiyle birlikte okula gitmek için evden çıktı. O kedilere her zaman ki nezaketiyle;</p>
<p>-           Günaydın dedi.</p>
<p>Onlarda her zaman yaptıkları gibi ona miyavladılar.  Karşı apartmanın bahçesindeki yerinden hiç kıpırdamayan tembel köpeğe gözü takıldı. Ona da;</p>
<p>-          Günaydın dedi.</p>
<p>Apartmanın bahçesindeki kendi ektiği lavantalarına da selam verdi. Bu arada üşümeye başladığını hissetti. Adımlarını hızlandırdı. Arabaya ulaştığında, her yerin sonbaharın o eşsiz süsleri olan, sararmış yapraklarla dolu olduğunu gördü. Bir süre önce yağmur yağdığı için, rüzgârın da etkisiyle ıslak arabalara sararmış yapraklar yapışmıştı. İyice üşüdüğü için arabaya bindi. Bu arada okula geç kalmakta olduğunu annesine sık sık hatırlatıyordu.  Annesi arabanın sileceklerini çalıştırdı. Ön cama yapışan yapraklar aralanmaya ve küçük bir pencere oluşmaya başladı. Annesi ısrarlarını kıramadığı için, birlikte arabadan indiler. Sonbaharın eşsiz güzelliğini hissedebiliyor, onu kokluyor ve martıların muhteşem şarkılarını dinleyebiliyordu.</p>
<p>Ne kadar eşsizdi sonbahar, ne kadar eşsizdi kuş cıvıltıları ve ne kadar eşsizdi yere simetrik olarak dökülen ve kimyasal değişime uğrayan yapraklar. Martıların sonbaharın hüznü ile söyledikleri şarkılar ne kadar eşsizdi. Yere dökülen yaprakların oluşturdukları manzara resmini bu güne kadar hiçbir ressamın bu güzellikte çizemediğini düşündü. Gittiği hiçbir müzede, hiçbir ressamın bu kadar güzel sonbahar tablosu resmettiklerini görmemişti.</p>
<p>Tam bu sırada yoldan bir görevlinin yaprakları süpürmeye çalışarak geçtiğini gördü. Onlara gülümseyerek;</p>
<p>-          Günaydın dedi.</p>
<p>-          Günaydın, kolay gelsin diyerek cevap verdi.</p>
<p>Belediye görevlisi boşuna bir çabayla, rüzgârda dans eden yaprakları söylene söylene süpürmeye çalışıyordu.  Bu arada aklına birkaç gün önce babasının çalışma masasında görüp, okuduğu Özdemir Asaf adlı bir şairin şiiri geldi. Şair şiirinde “ her şeyi süpürebilirsin ama sonbaharı süpüremezsin” diyordu. O da sokaklarını temizlemeye çalışan görevliye bu dizeyi söyleyerek arabaya doğru onun şaşkın bakışları arasında ilerledi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>https://www.aslisarabilgili.com/sonbahar-hic-bu-kadar-guzel-olmamisti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ARKADAŞIM SALYANGOZ</title>
		<link>https://www.aslisarabilgili.com/arkadasim-salyangoz/</link>
		<comments>https://www.aslisarabilgili.com/arkadasim-salyangoz/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 31 May 2012 08:58:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cv_admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılarım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aslisarabilgili.com/?p=44</guid>
		<description><![CDATA[Yağmurlu bir akşamdı. Aslı annesiyle eve gelmişti. Yağmur damlalarının her yere düşüşünde çıkardığı ses insanı büyülüyordu. Annesi arabanın içindeki çöpleri temizlerken, Aslı’da yaprakların yağmurla buluşmasından çıkan melodiye kendini kaptırmıştı. Yağmurun sesi ona her zaman dinlediği en iyi şarkı olarak gelmişti. Kedilerin ayak sesleri doğanın büyüsünü artırırken, köpeklerin havlamaları ona bir macera filminde olduğunu anımsatıyordu. Sokaktan]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yağmurlu bir akşamdı. Aslı annesiyle eve gelmişti. Yağmur damlalarının her yere düşüşünde çıkardığı ses insanı büyülüyordu. Annesi arabanın içindeki çöpleri temizlerken, Aslı’da yaprakların yağmurla buluşmasından çıkan melodiye kendini kaptırmıştı. Yağmurun sesi ona her zaman dinlediği en iyi şarkı olarak gelmişti. Kedilerin ayak sesleri doğanın büyüsünü artırırken, köpeklerin havlamaları ona bir macera filminde olduğunu anımsatıyordu. Sokaktan bazen gülüşme sesleri gelirken, bazı serseriler de birbirlerine küfürler savurarak yoldan geçiyor ve o büyülü anı bozuyorlardı. İşte tüm bunlar olurken Aslı, önünde küçük bir salyangozun hareket ettiğini fark etti. Kulağını yere dayadı. Salyangozun hareket ederken çıkardığı o vıcık vıcık ses kulağına bir ninni gibi geliyordu. Antenlerine baktı. Sanki ağır çekimde hareket ediyorlarmış gibiydi. Yapmaması gerekiyordu ama ona çok hafifçe dokundu. Derisi pütürlü, yumuşak ve nemliydi. Kaçması, kabuğuna sığınması gerekirdi. Ama kaçmamıştı. Sonra ona:</p>
<p>-          Merhaba dedi.</p>
<p>Aslı çok şaşırmıştı. Bir salyangoz nasıl konuşabilirdi ki? İçinden “Sanırım hayal görüyorum” diye düşündü. Ama hayal görmüyordu. O gerçekten konuşuyordu. Bir süre şaşkınlıktan susmuş, nasıl cevap vereceğini bilememişti. Sonra Aslı da ona:</p>
<p>-          Merhaba dedi.</p>
<p>-          Nasıl konuşabiliyorsun? Bu çok ilginç! Ben hayvanların insanlar gibi konuşabildiğini bilmiyordum.</p>
<p>-          Ah şekerim, siz insanlar çok aptalsınız. Evet, hayvanlar da konuşabiliyorlar; Ama sadece duymak isteyen insanlar duyabilir. Övünmek gibi olmasın ama biz hayvanlar sanılanın aksine, düşünebiliyoruz. Sizin kendini bilmez bilim adamlarınız bizim altıncı hislerimizin kuvvetli olduğunu ve içgüdülerimizle karar verdiğimizi sanıyorlar. Oysaki biz hayvanların 6. Hisleri var, içgüdüleri var, düşünme yetenekleri var…</p>
<p>Ağzı açık kalmıştı. Ama onunla konuşmaya devam etmek istiyordu.</p>
<p>-          Senin adın ne?</p>
<p>-          Baştan söyleyeyim ben bir kadınım, ayrıca salyangozların isimleri değil lakapları vardır.</p>
<p>-          Peki, senin lakabın ne?</p>
<p>-          Arkadaşlarım beni bir filimde aşrı korkunç bir şekilde duran, Roza isminde, ölü bir kadına benzetiyorlar. Lakabımın önüne eklenen sıfat ise kıvraktır. Yani ben Kıvrak Roza’yım. Tanıştığımıza sevindim. Senin ismin ne küçük insanoğlu?</p>
<p>-          Benim ismim Aslı. Ama okulda bana genellikle Cinaslı derler.</p>
<p>-          Buradan bakınca pek cine benzemiyorsun ama. Yoksa sen cin misin?</p>
<p>-          Hayır, okulda Türkçe dersinde kafiye çeşitlerini öğreniyoruz. Kafiye çeşitlerinden biri de cinaslı kafiye. Bu arkadaşlarımın çok hoşuna gittiği için bana bazen Cinaslı derler.</p>
<p>-          Oh… İyi, rahatladım. Çok şekersin ama o yüzünde patlamaya hazır kocaman noktalar var.</p>
<p>-          Evet, biliyorum; o patlamaya hazır üç boyutlu tepeciklere sivilce deniyor.</p>
<p>-          Bir de burnunun etrafında siyah noktalar var. Sanırım çoğu üç boyutlu.</p>
<p>-          Onlara da siyah nokta deniyor. Haklısın çoğu üç boyutlu.</p>
<p>-          Küçük insanoğlu, sen kötü biri değilsin. Sivilcelerden konuşurken aklıma geldi. Bazı caniler, biz salyangozları dünyadaki birer siğil olarak görüyorlar ve yok etmeye çalışıyorlar, genelliklede eziyorlar.. Ama senin gibiler sayesinde dünya daha güzel olacak.</p>
<p>-          Teşekkür ederim. Benim de tek dileğim insanların kendileri ve doğayla barışık olmaları. Sevgili salyangoz yani Kıvrak Roza, seninle sohbet etmek çok güzel ama annem çağırıyor.  Yarın akşam görüşmek üzere hoşça kal.</p>
<p>-          Hoşça kal, iyi uykular Cinaslı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Aslı yukarı çıktı ve yeni bir arkadaş edinmenin mutluluğu ile huzurlu bir şekilde uyudu. Ertesi sabah çok mutlu bir şekilde uyandı. Aklında sadece Kıvrak Roza ve dün geceki konuşmaları vardı. Ama şimdi bunları unutmak zorundaydı. Günlerden cumartesiydi ve hafta sonu pazartesi günü yapılacak olan fen sınavını düşünmeliydi. Tek isteği bu sınavda da birinci olmaktı. Ama istediği alt yapıyı oluşturamamıştı. Bu huzursuzluğu sürerken aklında salyangozla konuşmak ve dertleşmek düşüncesi vardı. Yataktan fırlayarak kalktı ve çıplak ayaklarıyla mutfağa annesinin yanına gitti. Annesi kahvaltı hazırlıyordu. Annesine:</p>
<p>-          Günaydın dedi. Sonrada ne zaman dışarı çıkabileceğini sordu. Annesi ona:</p>
<p>-          Ancak akşamüstü çıkabilirsin. Şimdi sınava hazırlanman gerekiyor dedi.</p>
<p>Aslı’nın çok canı sıkılmıştı. Bir anda ders çalışmak ona çok sıkıcı gelmişti. Kahvaltıdan sonra ders çalışmak için oturdu. Ama hiçbir şey anlamıyordu. Bir süre sonra ders çalışmayı bıraktı. Kanepeye uzandı ve düşünmeye başladı. Bir süre sonra geldi ve kendi kendine “ Ne yapıyorum ben?” dedi. Sonra anladı ve işin özünü fark etti. Bir amacı olmalıydı. Bu sınavda iyi bir not alırsa ve dereceye girerse bunu Kıvrak Roza ile paylaşabilirdi. Onun amacı başarılı olmak ve bunu sevdikleriyle paylaşmaktı. Birden Aslı kendinde çok büyük bir motivasyon hissetti. Oturdu, çalıştı ve biraz önceki halinden eser kalmamıştı.</p>
<p>Annesi onu öğle yemeğine çağırdı ve oturup yemek yediler. Annesi yemek sırasında çalışmalarının nasıl gittiğini sordu. O da annesine çok iyi çalıştığını ve mutlu olduğunu söyledi. Sonra tüm yemek boyunca Aslı susmuş Kıvrak Roza’yı düşünmüştü. Yemeğini yedikten sonra odasına geçmiş iki saat daha çalışmıştı. Sonra yorulduğunu hisseti ve çalışmayı bıraktı. Saat dört buçuk olmuştu. Tekrar mutfağa annesinin yanına gitti ve çalışmasını bitirdiğini, dışarı çıkmak istediğini söyledi. Annesi dışarı çıkmasına izin verince hızlıca giyinip bahçeye çıktı. Kıvrak Roza tam karşısında duruyordu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>-          Merhaba Kıvrak Roza.</p>
<p>-          Merhaba Cinaslı nasılsın? Hayat nasıl gidiyor?</p>
<p>-          Çok iyi gidiyor. Sadece pazartesi günkü fen sınavı beni çok geriyor. Bu sabah ders çalışmaya oturduğumda canım hiç çalışmak istemedi. Sadece seninle konuşmak istiyordum. Sonra kendime geldim. Kendime zarar verdiğimi düşündüm. Hem ayrıca bir amacım olmadan çalışıyordum. Sağlıklı düşünmeye başladıktan sonra masama oturdum ve çalışmaya başladım. O kadar zevkliydi ki…</p>
<p>-          Aferin Aslı hatalarının farkında olman güzel bir şey.</p>
<p>-          Sence çalışmak önemli mi?</p>
<p>-          Tatlım sen deli misin? Dünyada her şeyde bir emek ve çaba vardır. Bunun için çalışmak çok önemli. Her çalışmanın sonunda doğadaki her şey mutlaka bir şeyler elde eder. Dersleri boşlayarak çalışmamak demek hayatı boşlamak demektir. Şunu unutma Cinaslı birine çalıştım, başardım ve bu işi yaptım diyebilmen için önce kendine, hayata ve yaptığın işe inanmalısın.</p>
<p>-          Teşekkür ederim Kıvrak Roza.</p>
<p>-          Neden Cinaslı.</p>
<p>-          Sorunlarımı dinlediğin ve arkadaşım olduğun için.</p>
<p>-          Hiç problem değil tatlım. Arkadaşlık görevim ayrıca benim için de bir zevk.</p>
<p>-          Neyse babam gelecek gitmem lazım. Yarın aynı saatte görüşürüz, hoşça kal.</p>
<p>-          Hoşça kal tatlım, iyi geceler.</p>
<p>Aslı eve yine çok mutlu dönmüştü. Ama bu mutlu geçirdiği anlardan sonra karşısına çıkacak sürprizi kimse tahmin edemezdi. Eve geldikten sonra yemeğini yedi, sohbet etti, biraz babasıyla oyun oynadılar ve mutlu bir şekilde yatağa girdi ve hemen uykuya daldı.</p>
<p>Ertesi sabah Aslı yine çok yoğun bir şekilde çalıştı. Saat dört buçuk olunca bahçeye indi. Kıvrak Roza onu bekliyordu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>-          Merhaba Kıvrak Roza.</p>
<p>-          Merhaba Cinaslı.</p>
<p>-          Kıvrak Roza benim bir sorunum var.</p>
<p>-          Anlat bakalım.</p>
<p>-          Okulda arkadaşlarım sürekli beni dışlıyorlar. Geçen gün bir arkadaşıma fazla yapmacık davrandığı ve hava attığı için sinirlendim ve bunu arkadaşlarımla paylaştım. Bazı arkadaşlarım bana onun ergenlik döneminde olduğunu ve benim bu dönemi yaşamadığım için onu kıskandığımı söylediler.</p>
<p>-          Asla böyle basit ve önemsiz şeyleri kafana takma. Sen de tavrını ortaya koy.</p>
<p>-          Her zaman böyle oluyor. Herkesin yüzünde sivilce var ama benim sivilcelerim büyük diye dalga geçiyorlar.</p>
<p>-          Hiç kafana takma. Madem onların da sivilceleri var,  sen de onlarla dalga geç.</p>
<p>-          Teşekkür ederim Kıvrak Roza iyi geceler. Eve gitmem gerek annem merak eder. Hoşça kal.</p>
<p>-          Hoşça kal, iyi geceler.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Aslı eve geldiğinde çok mutluydu. Ama sonra birden sınavda başarısız olacağını düşündü ve tüm motivasyonu uçup gitti. Gerildi, direnci düştü, terlemeye başladı ve mutsuz bir şekilde uykuya daldı. Sabah olduğunda canı okula gitmek istemiyordu. Evden çıktığında kısık bir sesin ona seslendiğini duydu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>-          Hey! Cinaslı , buraya baksana</p>
<p>-          Günaydın Kıvrak Roza nasılsın?</p>
<p>-          Ben iyim ama sen hiç iyi görünmüyorsun. Dünkü halinden eser yok.</p>
<p>-          Sınavım kötü geçecek diye korkuyorum. Bu nedenle motivasyonum düştü, canım çok sıkkın.</p>
<p>-          Cinaslı sen şaşırdın mı? Demek ki dünkü konuşmamızdan ders çıkarmamışsın. Biz salyangozlar dünyadaki canilere karşı nasıl hala ayaktayız sanıyorsun? Sakın umudunu kaybetme. Biliyorsun ki demir elementtir ve saftır. Aynı onun gibi ol. Hayata hiç yenilme. Şimdi git, akşama bana sınavının nasıl geçtiğini anlatırsın. Ben seni burada bekleyeceğim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Aslı Kıvrak Roza’nın öğüdünü dikkate alarak okula gitti. Sınavı çok iyi geçmişti. Çok keyfi yerindeydi. Sınav bitince arkadaşları Işık, Özge ve Cansu’yu buldu. Onlarında sınavları çok iyi geçmişti. Okul bittiğinde büyük bir sevinç ve heyecanla eve dönüyordu. Kıvrak Roza’nın onu merdivenlerin başında beklediğini gördü. Heyecanla ona doğru yürümeye başladı. Önünde apartmana su getiren görevli yürüyordu. Tam o sırada su getiren görevli Kıvrak Roza’yı fark etmeden üzerine bastı. Koşarak onun yanına gitti. Ona bakmasını, cevap vermesini istiyordu ama Kıvrak Roza tamamen ezilmiş, bütün güzelliği kaybolmuş, adeta betona sürülen bir leke halini almıştı.   Aslı bütün dünyanın o an başına yıkıldığını hissetti. O adam gerçekten fark etmemişmiydi? Yoksa Kıvrak Roza’nın bahsettiği canilerden birimiydi? O kadar çok ağladı ki, kimse buna anlam veremiyordu. Annesine bir şeyler anlatmaya çalıştı ama O da tam anlam veremiyordu. Sonunda Aslı’nın istediğini yapmasına izin verdi. Cinaslı Kıvrak Roza’ya o kadar derin bir mezar kazdı ki hiç kimse onu oradan çıkarıp ezemezdi. Onu mezarın içine yerleştirdi. Toprağı üstüne örttü. Tahtadan bir mezar taşı yaptı başucuna yerleştirdi. Orada mezar olduğu belli olmasın diye bahçedeki süt çiçeklerini üzerine örttü. Sınav sonucunu internetten kontrol etti. Yüz almıştı. Bahçeye indi Kıvrak Roza’ya söyledi. Onu hiçbir zaman unutmayacaktı. Kıvrak Roza ona ışık tutmuştu. Onun sayesinde yeni salyangoz arkadaşları oldu. O gün anladı ki en güzel düşünceler çabuk kaybolanlardır</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>https://www.aslisarabilgili.com/arkadasim-salyangoz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
